YAZININ GÜCÜ

Yaptığım işi bilenlerin bana en sık sorduğu sorulardan bir tanesi kişisel gelişim yolculuklarına nereden başlamaları gerektiği. Özellikle geçtiğimiz yıllarda konuya artan ilgi ile birlikte dallanıp budaklanan ve yerli yersiz anlamlar kazanan bu mevzuda, hepimizin kafasının yer yer karışıyor olması çok normal. ‘’Ne yapmalıyız?’’ , ‘’Ne okumalıyız?’’, ‘’ Nasıl düşünmeliyiz?’’ şeklinde ardı ardına eklenen bir soru silsilesi ile yaklaşıyor ‘ilk başlayanlar’ genelde kişisel gelişime. Ben de hepsine hemen hemen aynı cevabı veriyorum. ‘’Gelişiminiz size özel dipsiz bir kuyu. Dibini görmeye çalışmadığınız sürece başarısız olmak gibi bir şansınız yok.’’

O yüzden nereden başladığınız da elzem değil aslında. Önemli olan gelişmeye ihtiyaç duymak. Evrilmek istemek, büyümek.. Bende bu platformdaki ilk yazımda size etkili bir başlangıç yapmak ya da dönüşümünüze ivme kazandırmak için işinizi kolaylaştıracağını düşündüğüm bir teknik ile ulaşmak istiyorum.

Bahsettiğim bu basit ama etkili tekniğin adı yazı yazmak.

Bilgisayarınızda ya da telefonunuzda tuşlara basarak değil, elinize bir kalem ve kağıt alarak yazmak. Aklınızdan geçenleri, hedeflerinizi, hayallerinizi kağıda dökmek. Kağıdın üzerinde kendi düşüncelerinizin, isteklerinizin ya da korkularınızın, fiziksel dışa vurumunu görmek. Gelişen teknoloji ve akıllı telefonların hayatımızı ele geçirmesi ile birlikte neredeyse lise yıllarımızdan hatıra kalan bir eski bir alıştırma gibi yazmak birçoğumuz için. Günümüzde ise belki de daha önce hiç olmadığı kadar büyük olduğunu düşündüğüm bir öneme sahip. Bir düşünsenize, gün içerisinde aklımızdan geçirdiklerimiz ne kadar karışık, kopuk, yorucu ve bunaltıcı. Maruz kaldığımız bilgi kirliliği, konuşmalar, sesler, okuduğumuz sayfalarca e-mail, whatsapp mesejları, arkadaş tavsiyeleri, aile nasihatları da cabası. Tüm bunların içinde benliğimizle bağlantı kurabileceğimiz harika bir sessizliği temsil ediyor elimize kağıdı kalemi alıp yazmak aslında. Kendimizle konuşabileceğimiz, diğer tüm sesleri bastırıp netleşebileceğimiz bir ortam yaratıyor bize yazı. Üstelik sonradan dönüp okuyabileceğimiz ve kendimizi farklı zaman dilimlerinde yaşadığımız hislerle ve düşüncelerle yeniden bağlantıya geçirebilecek bir özelliğe sahip. Bu şekilde kendimizi tanımamıza yardımcı olan bir dokuya da sahip yazı yazmak.

Klinik psikolog Dr. Jordan Peterson tarafından yapılan bir araştırmaya göre, el yazısının, geçmiş tecrübelerimizi; şimdiki ana, aksiyon, duygu ve düşünce olarak taşımak gibi harika bir faydası var. Aklımızdan geçenlere netlik kazandırmak ve daha objektif bir şekilde kendimizi yorumlayabilmek için kullanabileceğimiz harika bir yöntem yazı.

Kaliforniya’da bir üniversitede bu konuda yapılan araştırmada ise, iki farklı grup inceleniyor. İki gruba da kendilerine bazı hedefler koymaları söyleniyor. İlk grup hedeflerini düzenli bir şekilde kağıda döküyor, ikinci grup ise hedeflerini yazmayıp sadece düşünüyor. Araştırmanın sonunda iki grubun verileri incelendiğinde, ilk gruba mensup hedeflerini yazan katılımcıların, yazmayanlara göre hedeflerini gerçekleştirme şanslarının %42 daha yüksek olduğu ortaya çıkıyor.

Bunlar göz önüne alındığında özellikle aksiyon alabilmek için kullanabileceğimiz son derece etkili bir yöntem ortaya çıkıyor. Başlangıç noktası olarak siz de bir deftere ya da kağıda bazı hayallerinizi yazarak yola çıkabilirsiniz. Haftalık ya da aylık, gerçekleştirmek istediğiniz ne varsa bir bütün halinde görmek inanın son derece motive edici.

Nörologların da  bu teoriyi destekleyen verileri mevcut. Herhangi bir şeyi düşündüğümüzde ya da hayal ettiğimizde beynimizin sadece sağ tarafını kullanmış oluyoruz. Fakat bu düşünceyi, elimize kalemi kağıdı alıp yazıya döktüğümüzde beynimizin daha analitik düşünen sol tarafını da işin içine katmış oluyoruz. Bu şekilde vücudumuzdaki her hücreye bilinçli bir şekilde ‘’Gerçekten de bunu isityorum.’’ mesajını göndermiş oluyoruz.

Dolayısıyla, eğer hayatınızda yolunda gitmeyen şeyler varsa ve konu her ne olursa olsun bir değişime ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız yazmayı bir deneyin derim. Birlikte çalıştığım her danışanıma ilk seanslarından önce kendilerine bir defter almalarını söylüyorum. Gelen geribildirimler bunun son derece faydalı olduğu yönünde. Kendim de gerçekleşmesini istediğim hedeflerimi, hayallerimi ya da içinden çıkamadığım düşüncelerimi yazıyorum sık sık. Kim bilir belki bugun burada sizlerle buluşmamın altında yatan nedenlerden bir tanesidir yazı..

Hepinize gelişim ve sorgulama dolu bir hafta diliyorum.

Kendinize iyi davranın.

Cansın Ersöz

Cansın Ersöz