TEMBEL OLMAK YA DA OLMAMAK, İŞTE BÜTÜN MESELE BU

Elbette Shakespeare zamanında cümleyi böyle kurmamıştı ama araştırmalar gösteriyor ki günümüzde durum bu kadar açık.

Erika Price bir sosyal psikolog, 2012’den bu yana psikoloji profesörü ve onu yakından tanıyanlar hakkında bir konuda oldukça emin: Erika tembelliğin varlığını reddediyor.

Onun uzmanlık alanı, durumların ve bu durumlardaki değişikliklerin insan davranışı üzerindeki etkisi. Çalışmaları Price’a gösteriyor ki insanların davranışlarını tahmin etme noktasında, içinde bulundukları durumlara göre yorum yapmak, o insanların karakterlerine göre yorum yapmaktan çok daha etkili sonuçlar veriyor. Yani belli başlı senaryolarda tutumlarımızın veya tepkilerimizin değişiklik göstermesi (ki birazdan bu tutumu tembellik özelinde ele alacağız), bizim karakterimizde bir değişim olduğunu göstermez. Kısacası, herkesten her şey beklenir. Ya da bir başka deyişle, her şey olur.

Sam Solomon / Unsplash

Erika, kendi öğrencilerinden yola çıkarak tembellik dediğimiz durumu analiz etmeye başlamış. Teslim tarihini geçiren öğrencilerini asla suçlamayan bir öğretmen olarak, öğrencilerinin neden ödevleri ve projeleri yetiştiremedikleri üstüne kafa yormuş ve bu konudaki ilk sözü kulağa küpe olur nitelikte: Kişilerin olumsuz davranışlarına, yargılamak yerine merakla yaklaşmak, çözüme ulaşmakta her zaman daha yardımcı olur.

Aslında bu cümlenin altında bir başka cümle gizli, o da “her şeyden önce insanları anlamaya çalışmamız gerektiği”. Birinin, bir şeyi, neden yaptığını anlayabiliyorsak, çözüm çok daha hızlı geliyor. Çözüm odaklı olmak lafı da buradan temelleniyor. Yazar Mark Manson’ın dediklerine kulak vermenin tam yeri:

“Belli derecede tatminsizlik ve güvensizlik duyarak yaşayacak şekilde evrildik çünkü bu tatminsizlik ve güvensizlik yaratıcılığımızı körükler ve hayatta kalma konusunda çaba göstermemizi sağlar. Neye sahip olursak olalım tatminsiz olmaya ve ancak sahip olmadıklarımızla tatmin olmaya donatılmışız. Bu sürekli tatminsizlik türümüzün mücadele etmeye ve elde etmeye, inşa etmeye ve fethetmeye devam etmesini sağlar. Yani ıstırapımız ve sefaletimiz insan evriminin bir hatası değil, bir özelliğidir. Sorunlar asla bitmez; farklılaşır ve/veya bir üst seviyeye çıkarlar. Mutluluk sorunları çözmekten kaynaklanır.”

Manson her ne kadar olaya son derece doğrudan yaklaşsa da, aslında Price ile aynı paraleldeler. Sorunlar hep var, hayatın sabiti onlar ve bizim yola devam etmemiz ancak birer birer sorunları çözmemizle mümkün. Erika Price, bu sorunlardan biri olan tembelliği ele alırken dümeni daha özele inerek “erteleme” hususuna çeviriyor.

Bugüne kadar psikologların ertelemeyi, bir tür fonksiyonel sorun olarak ele almaya çalıştıklarını, tembelliğin sonuçlarından biri olarak kabul etmediklerini söyleyen Price’a göre esasen erteleme, söz konusu işin, kişide uyandırdığı anlam ve kişinin ona verdiği önemle ilgili.

Darius Foroux

Bizi bir işi ertelemeye iten engeller söz konusu. Yani yukarıda adı geçen sorunlardan bazıları. Örneğin kaygı bunlardan biri, nereden başlayacağını bilmemek ise bir diğeri. Bu gibi durumlarda durmak, bir yürüyüşe çıkmak ve sıfırlanıp yeniden başlamak en iyisi. Eğer birisi yatağından çıkamıyorsa, bir şeyler onu bıktırmıştır. Eğer bir öğrenci projesini tarihinde yetiştiremiyorsa, arkasında onu geri çeken bir sebep vardır. Kimse bilinçli olarak başarısızlığı seçmez. Dolayısıyla bazı eylemlerimizi (daha doğrusu eylemsizliklerimizi) doğrudan tembellik olarak nitelemek yerine, arkalarındaki detaylara eğilmeliyiz.

Şunu da unutmamak gerek, Erika’nın tembel öğrencilerini karşısına alıp nedenlerini sorması ve bu sayede çözüme ulaşması, bu devirde bir lüks olarak algılanabilir. O yüzden iş başa düşüyor. Bir işi erteliyorsanız kendinizi durdurun ve “Ben tembelim” cümlesinden çok daha iyi bir yanıtınızın olduğunu düşünerek kendi kendinize nedenlerini sorun. Hepimiz hayatta ne için mücadele etmek istediğimizi seçeriz. Siz de kendi mücadelenizi fark etmeye çalışın. Ayrıca denemekten zarar gelmez, belki de o işi o an gerçekten ertelemeniz gerekiyordur.

Yiğit Tuna

Yiğit Tuna

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Duygu Merzifonluoglu

Mayıs 24, 2019

Cansın Ersöz

Mayıs 2, 2019

Cansın Ersöz

Mayıs 2, 2019