Yeni nesil çalışma ortamı nasıl olmalı?

Klasik bir iş ortamı/ofis hali karesi canlansın gözünüzde. Fotoğraftaki beş farkı bulunuz, değişen ofis anlayışını hissediniz.

‍Açıkhava yakınlarında…

New York’taki Syracuse Üniversitesi kısa bir süre önce yayınladığı akademik makalede dış alana kolay erişim sağlayan yapılarda çalışmanın baş ağrısı, migren ve sinüs sıkıntısı gibi sorunları azalttığını ve insanın psikolojik olarak kendisini daha mutlu, umutlu hissettiğini açıkladı. Asıl mühim olan çalıştığınız binanın büyüklüğü değil, temiz hava alabileceğiniz ve dış alanda olduğunuzu hissedeceğiniz yere yakınlığınız. Kapı önü, küçük bir balkon, arka bahçe ya da merdiven boşluğu… Neresi olduğu mühim değil, “dışarıya” yakın durun yeter.

“Yaşayan” alanlarda…

Çıt çıkmadan ofisler, derin sessizliğe gömülmüş odalar sanılanın aksine iş verimini arttırmıyor, aksine köreltiyor. Ravi Mehta, Rui Zhu ve Amar Cheema’nın Oxford Üniversitesi’nde yaptığı bir araştırma, 50 ile 70 dB ses aralığının – ki çalışma ortamı bulunan bir kafenin ortalama ses aralığına denk geliyor – yaratıcılığı ve üretkenliği tetikleyen ideal ölçü olduğunu kanıtlıyor. Kulağınızda kulaklık, müzik dinleyerek çalışmak da bir çözüm. Aynı araştırmaya göre müzik beyni hızlandırıyor, hata riskini azaltıyor, ruh halinizi onarıyor, yaratıcılığınızı parlatıyor. Her müzik türü değil. Önerilen iki tür var: Klasik ve rock.

Günışığı alan yerlerde…

Doğal ışığın, üretim sürecindeki etkisi büyük. Northwestern Üniversitesi ve İngiltere Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı’nın birbirinden bağımsız yürüttüğü araştırmalardan çıkan ortak sonuç şu: Bol bol doğal ışık alan, günışığına maruz kalan, cama yakın masalarda çalışanlar her iş gününü diğerlerine nazaran iki kat daha verimli geçiriyor.

İhtiyacınız olduğu kadarıyla…

Fazla büyük masalar, geniş “kişisel alanlar” odaklanmayı zorlaştırıyor; boşluk algısından huzursuz olan zihin çareyi etrafı çok nadir ihtiyaç duyulacak araç gereçlerle doldurmakta buluyor. Çalışma alanında bulunan her eşyanın bir amacı, işlevi olmalı. Sadece ihtiyacınız olan alanda, sadece kullandığını objelerle çalışmayı deneyin. Farkı hissedeceksiniz.

Kişiselleştirilmiş alanlarda…

Beyin anca kendini daha güvenli hissettiği bir alanda, yaratıcılığa odaklanıyor, daha verimli çalışıyor. Kediniz/köpeğiniz varsa onu anımsatacak bir fotoğraf ya da herhangi bir eşya, son gittiğiniz tatilden taşıdığınız küçük bir obje, hikayesi olan bir kahve bardağı ya da sizi mutlu eden bir fotoğraf… Çalıştığınız alana hafif dokunuş şart. Abartıya kaçmadan, süslemeden, fazla anlam yüklemeden…

Kolektif House Ekibi

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Kolektif House Ekibi

Aralık 27, 2017

Kolektif House Ekibi

Aralık 8, 2017