Yakında düşüncelerimizle dünyayı kontrol edeceğiz

Üstelik bu teknolojinin altında ne Musk ne de Zuckerberg imzası var.

Öncelikle kabul etmemiz gerekir ki Elon Musk, özellikle 2017’nin başından beri attığı her adımla, Mark Zuckerberg’ün elinde tuttuğu ve kimselere bırakmaya da niyetli olmadığı “teknoloji dünyasının altın çocuğu” unvanını kaptı. Hatta Facebook’un Cambridge Analytica skandalıyla Elon Musk’ın uzay yolculuğu serüveni aynı dönemlere denk düşünce, aradaki fark da hızla açıldı. Fakat söz konusu ikilinin, dünyayı değiştirmek için uzun süredir bildiğimiz ortak bir planları var: Dünyanın ilk beyin-bilgisayar arayüzünü, yani beynimiz ile bir makine arasında doğrudan iletişim kuracak teknolojiyi geliştirmek.

Her ikisi de -süreçlerini pek fazla kamuoyuna duyurmasalar da- bu konuyu önemsediklerini çeşitli açıklamalarında belirtiyorlar. Musk’ın projesinin Neuralink ve Zuckerberg’inkinin de Building 8 adıyla anıldığını biliyoruz ancak devlerin sessizliğine aldırmadan yol alan küçük bir girişim, dünyayı tahminimizden önce değiştirebilir.

Nuos

Kanada menşeli ve nöroteknoloji alanında çalışan Nuro isimli bu girişim, söz konusu teknolojiye, bahsettiğimiz iki fikirden de farklı yaklaşıyor. Hem Neuralink hem de Building 8’in şimdiye kadar öngördüğü yöntem beyin cerrahisi içeriyor ancak Nuro işin içine neşteri katmadan, doğrudan beyin dalgalarını kullanarak düşüncelerimizi bir mobil uygulamaya ya da cihaza aktarmayı hedefliyor. Temeldeki amaç ise iletişim yetisini kaybetmiş, ağır hastalıklar veya ameliyatlar geçirmiş kişilere bu yetilerini geri kazandırmak.

Bu amaçları için ilk somut adımı, 2017’nin Nisan ayında tanıttıkları Nuos adlı sistemle atan şirketin kurucu ortağı ve CEO’su Francois Gand’a göre sistemin çalışma prensibi şu şekilde: Kullanıcı, önündeki ekranda beliren ve her biri (“Susadım” ya da “Üşüyorum” gibi) basit komutlara karşılık gelen ikonlara odaklanarak, iletişim becerisini bir anlamda geri kazanmış oluyor. Aslında düşüncesini, bu teknoloji sayesinde eyleme dönüştürüyor.

Böyle anlatınca çoğumuzun aklında yakın zamanda hayata gözlerini yuman Stephen Hawking ve yıllarca iletişim kurmak için kullandığı Intel cihazı canlanıyor olabilir. Bir bakıma benzer teknolojinin ilkel halinden bahsediyoruz ancak Gand’ın vizyonu çok daha geniş ve Nuro’yu bir tür işletim sistemi olarak görüyor. Ona göre bu teknoloji sadece hastaların hayatını kolaylaştırmayacak, tüm insanların hayatlarının odağına yerleşebilecek bir noktaya gelecek.

“İşin özünde, biz bir işletim sistemi üretiyoruz.” diyor Francois Gand.

Silikon Vadisi de bu girişime kayıtsız kalmadı elbette, Google başta olmak üzere birçok dünya markası son dönemde Nuro’ya yatırımlarını artırdı. Eğer yakın gelecekte Gand’ın umduğu gerçekleşir ve Nuro hayatımızın birçok alanına girerse, kendimizi bir “Nuro ekosistemi” içinde bulacağız. Modern dünya buna hazır mı, emin değiliz ancak öyle bir gün gelecek ki cep telefonumuzdaki mobil uygulamaları yalnızca “düşüncelerimizle” kontrol edeceğiz.

Yiğit Tuna

Yiğit Tuna

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...