RÜYALARIMIZ GERÇEKTEN FİLM OLUYOR

“Rüyanızdaki hikayeye tepki veriyorsunuz. Tıpkı günlük hayatımızdaki gibi, vücudumuz yeni tecrübeler ediniyor. Rüyalardan öğreniyoruz ve bu, karakterimizi etkiliyor.”

Wim Wenders’ın 90’ların başında anlattığı bir hikayede, aslında bize bugünleri işaret ettiğini öngöremezdik. Until the End of the World filminde, bir VR seti benzeri cihaz, görme engelli insanlara yapay bir görüş sağlıyordu ancak film ilerledikçe filmin de insanoğlunun da karanlık yüzü ortaya çıkıyordu: Cihaz, esasında rüyaları kaydeden bir araca dönüşür ve insanlar kendi bilinçaltlarının esiri olup, sabah akşam rüyalarını izlemeye başlarlar. Film Wenders’e yalnızca Guild of German Art House Cinemas’da bir ödül getirdi, sessiz sedasız sinema sahnesinden çekildi ama yapımından neredeyse 30 yıl sonra, filmde anlatılanlar bugün gerçekleşmeye çok yakın.

Bu yol baş koyan Daniel Oldis ve ekibi, şu soruları soruyorlar: Rüyalar öğrenilmiş tecrübelerden mi ibarettir ve ayık haldeyken insanlar ve eylemleri, rüyalarının etkisinde olabilir mi? Bu soruya olumlu yanıt vermeye yakınlar, ellerinde ilk ve en önemli kozları da rüya gördüğümüz esnada vücudumuzun hareket etmesi ve verdiğimiz fiziksel tepkiler.

Until the End of the World

Oldis kendini bir rüya araştırmacısı olarak tanımlıyor. “Rüyadayken gözleriniz, vücudunuzdaki kaslar tıpkı ayık halinizdeki gibi. Rüyanızdaki hikayeye tepki veriyorsunuz. Tıpkı günlük hayatımızdaki gibi, vücudumuz yeni tecrübeler ediniyor. Rüyalardan öğreniyoruz ve bu, karakterimizi etkiliyor.” diyor.

Rüya tabirleri, dilimize yabancı değil. İşin psikologlar ve nörologlar tarafından ciddiye alınan boyutu, bilim dünyasının da uzun yıllardır gündeminde fakat fikir ayrılıkları da araştırmalar kadar eski. Kimileri rüyaların beynimizdeki nöronların rastgele çarpışmalarının bir sonucu olduğunu söylese de bazılarına göre ortada fiziksel ve ruhsal sağlığımızla ilişkilendirilebilecek daha derin anlamlar var. Rüyaları anlamlandırma üzerine terapiler, hala psikologların tercihleri arasında.

Tam bu noktada 70’li yıllara dönüyoruz; yukarıda bahsettiğimiz ve Oldis ile ekibinin birincil dayanaklarından olarak rüya esnasında hareket etme fenomeninin keşfedildiği yıllara. O yıllarda fark edilmesine rağmen Oldis için asıl önemini günümüzden birkaç sene önce kazandı. Kıvılcım, Japon biliminsanlarının fMRI teknolojisi kullanarak rüyalardaki görselleri kaydettikleri bir araştırmayı okuduktan sonra çaktı ve “Neden hareketi ve sesleri de kaydetmeyelim ki?” sorusunu böyle sordu. Wim Wenders bizi duyuyor mu bilmiyoruz ama Oldis bu soruyu sorduktan sonra yeni bir merak doğdu: Acaba rüyalar izleyebileceğimiz filmlere dönüştürülebilir mi?

Until the End of the World

Rotasını Teksas Üniversitesi’ne kırdı ve bir rüyacının (yani rüya gören bir insanın; kısaca rüyacı diyelim) motor davranışlarını incelemeye başladı. Amaçladığı gibi sinir dokunun harekete geçirdiği kasların hareketini kaydedebildi, bu akışı görselleştirdi ve filmi çekme yolunda ilk adımı atmış oldu. Ancak şimdiye dek karşılaşacağı en büyük zorluk ufukta yeni belirmişti: Rüyadaki görüntüleri kaydetmek. O henüz bu konuda bir girişimde bulunmadığı sırada, Kyoto Üniversitesi’nde benzer bir çalışma dikkatini çekti. Nörolog Yukiyasu Kamitani ve ekibi, fMRI teknolojisi kullanılarak ayık bir zihnin yardımıyla bazı belirsiz imgeler oluşturulabileceğini, daha doğrusu inşa edilebileceğini buldular. Yani bir kahve fincanını düşündüğümüzde, düşünceden hareketle oluşturulan bir fincan görüntüsü gibi.

Kamitani ile ekibi bu yöntemin işe yaraması için yapay bir sinir ağı icat ettiler. Bu ağ, beynin görsel bölümünün farklı katmanlarından hem basit (örneğin fincan) hem de kompleks (örneğin bir insan yüzü) görüntü bilgileri toplamaya başladı. Böylece ekip bu katmanları yeniden inşa ederek nihai hedefe ulaşacaktı: Rüyalardan görüntü kaydetmek.

Randi Tarampi/Unsplash

Oldis ve Kamitani’nin ekipleri, yakın tarihte güçlerini birleştirmeyi planlıyorlar. Rüyacıya hangi rüyayı görmesi gerektiğini söyleyecekleri ve bu safhadaki hareketleri, sesleri ve elbette görüntüleri kaydedebilecekleri bir metod geliştirmek üzerine çalışıyorlar. Her ne kadar önemli adımlar atmış olsa da Oldis, henüz büyük projesinin başında. Kendi de bunun farkında, çalışmasının sonucunda rüyalardan bir film elde etmenin 20 yıla kadar uzayabileceğini söylüyor. Ama olası 20 yıl, kim bilir daha nelere şaşıracağız.

Yiğit Tuna

Yiğit Tuna

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...