Podcast’in sınır tanımayan yükselişinin arkasında ne var?

İnternetin yeni egemen gücü olarak beliren podcast giderek daha popüler hale geliyor ve kesinlikle hız kesmeye niyeti yok. Sürekli artan istatistiklere bakılırsa, 2020’den itibaren küresel podcast piyasası her iki kat büyümeye devam edecek.

Podcast sektöründe yakın geçmişte yaşanan en dikkat çekici gelişmelerden biri, Spotify’ın podcast platformları Gimler ve Anchor için sırasıyla 200 ve 140 milyon dolar ödemesi oldu. Spotify’ın bu yıl podcast yatırımları için 500 milyon dolar ayırdığını ele alırsak, bu alandaki genişmelesini henüz tamamladığını söyleyemeyiz. Peki bu yatırım ile giderek öne çıkan tablonun arkasında neler yatıyor?

Tek bir kelime ile bu sorunun cevabını vermek gerekirse, bu sosyal medyayı neredeyse eline geçiren en renkli trend olabilir: Hikayeler.

Podcast sadece bir hikaye anlatımı ile sınırlı kalmıyor tabii ki. İnsanların son dönemde en beğendiği bilgi alma yöntemini her alanda, çok daha farklı şekillerde sunuyor. Ayrıca, radyonun getirdiği prensiplere dayanan prensipleri ve çekiciliği çok başarılı kullanıyor.

Podcast Neden Bu Kadar Seviliyor?

Facebook ile yıllardır beyni pataklanan ve Reddit’ten tutun Twitter’a kadar her gün yüzlerce fotoğraf, video ve gif’e maruz kalan beyinler ortak bir his taşıyor: Her an karşılarına çıkan alakalı-alakasız yığınla görselin verdiği anormal yorgunluk. Beyni sürekli önemli-önemsiz bilgi arasında seçim yapmaya zorlayan ve korkunç kafa karışıklığı yaratan sosyal medya haber akışına kıyasla, podcast son derece huzurlu bir ortam sunuyor. Gözleriniz ekranlardan bağımsız bir halde kendinizi ilginiz çeken bir konuya odaklayabiliyor ve yorulmadan uzun bir süre harcayabiliyorsunuz. Bugün podcast’lerin ortalama süresi 45 dakika iken, reklam süresi de 90 saniyeye çıkıyor. Reklam için uzun bir süre olsa da podcast yayını içinde oldukça dengeli ve rahatsız etmeyen bir dağılım sağlanıyor.

Genellemeden biraz özele inersek, podcast’in üç çekici özelliğinden bahsedebiliriz: Birincisi, yüzlerini görmeye alıştığınız, takip etmekten hoşlandığınız kişileri bu sefer dinlemenin keyfini çıkarıyorsunuz. Yakınlık derecesi ekranlardan kulaklara taşınıyor ve dinleyici için daha farklı bir tecrübe ortaya çıkıyor. İkincisi, podcast dinlerken istediğiniz bir başka aktivite ile uğraşabiliyorsunuz. Özellikle spor yaparken veya çalışırken zamandan ciddi ölçüde tasarruf ediyorsunuz. Üçüncü ve son özellik, podcast’in anlatıcıyı veya konuşanları öne çıkaran aktarım gücünü tecrübe etmeniz.

2018’e ait verilere göre podcast kitlesine en büyük ilgi gösterenler 18-34 yaş grubu. ABD’de dinleyicilerin %52’si araç sürerken, %46’sı seyahat ederken, %40’ı açık havada spor yaparken, %37’si toplu taşımada iken, %32’si de spor salonunda podcast dinliyor. Dinleyicilerin her biri en az bir sosyal medya ağında her gün aktif durumda. Dahası, podcast kitlesinin %20’si haftada 4 veya 5 yayın dinliyor.

Podcast kitlelere hızlı ve kolay erişimin en pratik yolu olması sayesinde bugün e-spordan uzay keşfine kadar yayın yapan binlerce kanalın ortaya çıkması çok uzun sürmedi. Apple verilerine göre Apple Podcast yayınları 2019 itibariyle 600,000’ni geride bırakırken, yayınlar en az 100 dil içeriyor.

Neden Podcast’e Başlamanız Gerekli?

Sesli teknolojilerin öncülüğünde patlama gösteren podcast, başarısının bir nevi teknoloji devlerinin yatırımlarına borçlu. Amazon Echo cihazlarından Apple Homehub ve Google Home’a kadar birçok ses komutlu teknoloji podcast’in kullanıcı dostu yönüne bizleri alıştırdı. Haliyle podcast aslında markalara değil, herkese özgü bir yaşam girdisi haline gelmeye başladı.

“Dünya’nın ilk gerçek kamu radyosu” olarak adlandırılan Anchor, sözle paylaşmak istediğiniz her hikayeyi kolayca herkese ulaştırabildiğiniz bir uygulama. Kendiniz veya arkadaşlarınız ile yayın yapabilir ve kayıt edebilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan hayatınızın vazgeçilmez cihazı ile aksesuarı olan akıllı telefon kulaklığınız. Artık düşüncelerinizi hızlıca dijitale aktarmak ve arşivlemek varken neden bunu yapmayasınız?

Podcast ile aklınızdan her an her yerde geçen bir düşünceyi beyin fırtınası yaparak uzay boşluğunda kaybetmek yerine kaydedebilirsiniz. Unutmak istemediğiniz bir düşünceyi hangi işle meşgul olursanız olun hikayeye dönüştürebilir ve onu tamamen farklı bir konsepte sokabilirsiniz.

Podcast dinleyicilerin %85’i, kulak verdikleri bir yayının ya tamamını ya da büyük bir kısmını dinlediklerini belirtiyor. Birkaç saniye durulup çıkılan makaleler veya videolara kıyasla podcast’in cazibesini çok daha iyi kullanabilirsiniz. Hikayeniz ne kadar ilginç ve anlatacaklarınız ne kadar zengin olursa, içeriği görülemeyen o sihirli zaman çizgisi dinleyicileri bir o kadar kendine çekecektir.

Haliyle, podcast’in paraya dönüştürülme yeteneğinden de bahsetmemiz gerekiyor. Spotify’ın da umduğu gibi tek ama uzun reklamlar yapılacak yatırımın fazlasıyla geri alınmasını sağlayabilir. Veriler de podcast gelirlerinin giderek arttığını gösteriyor. 2016’da 2015’e kıyasla podcast reklam gelirleri %85 artarken, 2018’deki fark %80 oldu. 2019’da ise bir önceki yıla kıyasla %50 artış bekleniyor. Saatte 16 reklam sunan TV’ye kıyasla, podcast aynı sürede en fazla 4 reklam içeriyor ve dinleyicileri bunaltmıyor.

Podcast internet çağında açılan yeni bir sayfayı temsil ediyor. Sosyal medyanın görsel kaosundan uzaklaştığımız ve dinlemeyi öğrendiğimiz bu çağda yerinizi almak hem çok eğlenceli hem de karlı olabilir.

Mufit Yılmaz Gökmen

Mufit Yılmaz Gökmen

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Kolektif House Ekibi

Nisan 24, 2019