Ortak Ofisin Faydaları

Farklılığını doyasıya kutlayabileceğin, mutlu ve stressiz bir çalışma ortamı aslında mümkün.

Geleneksel ofisin dönemler boyunca temsil ettiği fikir ve enerji biraz stresli epey de yorucu: Ofis dediğin rekabet ortamıdır, stres kaynağıdır, atılan her adım kariyerde bir iz bırakacak kadar mühimdir. Bugüne kadar yapılan araştırmaların çoğu ofis mutsuzluğunun sebebini çalışanların kendilerini rahat hissetmemeleri, ortamı stresli ve gergin bulmaları olarak gösterdi. Oysa paylaşımlı ofis üzerine yapılan araştırmalar tam aksini söylüyor: Ofiste mutluluk aslında mümkün. Geleneksel ofiste çalışanlara oranla çok daha mutlu üretmeleri sürpriz değil. Peki, neden?

BAŞKASI OLMA, KENDİN OL

Yeni kuşak, paylaşımlı ofisleri farklılığını kutlayabileceğin, seni başkalarından ayıran özelliklerini doya doya gururla taşıyabileceğin bir alan olarak görüyor. Oysa gökdelenlere, holding binalarına sıkışmış ofisler, iş ne olursa olsun çalışanı ‘tek tip’ olmaya/gözükmeye iter. Kılık kıyafetten kullanılan kelimelere masa düzeninden genel hal ve tavra ne kadar daha iyi “ofis insanı” gözüken, o kadar daha değerli bir çalışana dönüşür.

PAYLAŞTIKÇA KAZANMAK

Aynı meslekten onlarca kişiyi tek bir çatıda toplamak, ister istemez gerginliği beraberinde getirir; çalışanlar birbirinden destek almak, kolektif üretmek yerine kendini kanıtlamak yerine fark etmedikleri bir üstünlük yarışına girer. Farklı alanlardan, mesleklerden kişilerle yan yana, aynı çatı altında çalışanlar ofisin temsil ettiğin rekabetçi havayı hissetmiyor. Stres azalıyor, özgüven artıyor, paylaşma hissi çoğalıyor. Yardımlaşmanın, başkasına iyiliği dokunmanın verdiği haz baskın çıkıyor. 

KAZANDIKÇA PAYLAŞMAK

Fondr dergisinin yer verdiği bir araştırma sonucu, ortak paylaşımlı ofislerde çalışan startup şirketlerinin diğerlerine nazaran dört kat daha başarılı olduğundan bahsediyor. Startup dünyası içinde yapılan başka bir araştırma, kurulduktan sonra ortak ofislere taşınanların % 46’sı gözle görülür bir şekilde gelirinin arttığını söylüyor.

Tüm bu rakamların arkasındaki gizli güç, bu ortamlarda gayet kendiliğinden doğan kolektif ruh, dayanışma ve bir komün hayatın parçası olması hissi. Harvard Business Review’da yer alan bir araştırma sonucu, İK insanlarının yüksek paralar saçtığı “çalışanın ofisi ve şirketiyle olan bağını daha da kuvvetlendirme” meselesinin çalışan gözünde inandırıcılıktan uzak ve samimi olmayan bir gayret olduğunu gösteriyor. Ortak ofis çalışanlar, sabah kalkıp işe gitmeyi bir tür zorunluluk/iş hayatının zoraki bir parçası olmak değil, sosyal bir harekete dahil olmak olarak görüyor. Yani: Komün hayat yaratmak, kolektif üretim büyük bütçelerle, yüksek fikirlerle değil içten, gönülden, kendiliğinden kuruluyor. Birbirinden ilham alacak, beslenecek kişileri sessizce ve çaktırmadan doğal ve rahat bir çalışma ortamına bir araya getirmek, gerisini akışına bırakmak. 

Tüm mesele bu.

Harvard Business Reivew, The Guardian ve Foundr’da yayınlanan araştırma sonuçlarından, makalelerden derlenmiştir.

Kolektif House Ekibi

Kolektif House