İlişkilerde Karar Mekanizmaları

Hepinize merhaba, baharın gelişi hepimizde bir mutluluk yarattı gözlemlediğim kadarıyla. Isınan havalar sosyal hayatta kıpırdanmalar, dışarıda olma isteği ve tabii ki gönül meselelerinde yükselen bir heyecan getirdi beraberinde. Ben de bu değişimi fırsat bilerek sizinle biraz ilişkiler hakkında konuşmak istiyorum bugün.

İlişkilerle ilgili kafamdaki soruyu paylaşayım öncelikle: Kendimiz için en doğru kararı nasıl veririz? Birisiyle birlikte olmak ya da olmamak, mevcut ilişkiyi sonlandırmak ya da devam etmek, hoşlandığımız kişinin peşinden koşmak ya da oluruna bırakmak.. İlişkiler konusunda ne durumdasınız, hayatınızda ne olup bitiyor bilemem ama durumunuz ne olursa olsun, en doğru kararı nasıl vereceğiniz konusunda belki yardımcı olabilirim.

Nasıl mı?

Yanlışlardan başlayarak. Daha doğrusu, kararlarımızın altında yatan önyargı kalıplarına bakarak. Bu kalıpların çoğu insanların finansal davranışlarını anlamlandırmak adına psikologlar tarafından incelenmiş. Çıkış noktası yatırım, para harcama ya da hisse senedi alım satımı gibi konular olsa da ortaya çıkan karar mekanizmaları ilişkilerden, siyasete, ekonomiden, sosyolojiye kadar bir çok alanda geçerli. Gelin bunlardan birkaçına birlikte göz atalım.

Doğrulama Sapması:

Bir konu üzerine düşünüyorsunuz ve sizin için en doğru yargıya vararak bir karar vermeniz lazım. Bunun için hepimiz öncelikle bilgi toplarız değil mi? Konuyu bizden önce düşünenleri okuruz, araştırırız, yapılan deney ve çalışmalara bakarız. Doğrulama sapması der ki, insanlar temelde inandıkları tarafı destekleyecek argümanlar arar ve bulur, inançlarına ters düşecek bilgiyi ise göz ardı ederler. Yani sıralama; soru, bilgi toplama, değerlendirme ve yargılama şeklinde olması gerekirken doğrulama sapmasına düşenler için sıralama; soru, inanç, inancı destekleyen bilgileri toplamak ve zaten inandığı sonucu onaylamak şeklinde ilerler.

Bunu romantik hayatımıza bir örnek ile uyarlayalım. Çok hoşlandığınız birisi ile ilgili yakın arkadaşlarınızdan fikir alıyorsunuz. Gelen bilgilerin bazıları bu kişinin güvenilmez, tehlikeli, sağı solu belli olmayan bir tip olduğu yönünde. Fakat siz bu insanla birlikte olmayı kafanıza koymuşsunuz ve özünde iyi bir insan olduğuna inanıyorsunuz. Bu nedenle bütün uyarıları göz ardı ediyor ve bu kişinin iyi olduğunu destekleyen fikir ve durumları dinliyor sonunda kendi kendinizi onaylamış oluyorsunuz. 

Mevcut Durum Önyargısı:

Hepimiz alışkanlıklarımızın toplamıyız aslında. Alışkanlıklarımız üzerine kurulu bir hayatta da değişime karşı direnç gösteriyoruz çoğu zaman. Bu önyargıda insanlar hayatlarının mevcut şekilde devam etmesini ister ve değişime bir kayıp ya da gerileme gözü ile bakar. Halbuki değişimin herhangi bir kayıp ya da gerileme getireceğine dair herhangi bir veri yoktur. Bu sadece onların elinde olan mevcut düzeni korumak için içine düştükleri bir önyargıdır.

Bu duruma bir örnek olarak uzun süredir yalnız yaşayan ve rutini tamamen oturmuş bir kişiyi ele alalım. Çevresindeki ilişkileri inceleyerek ve gördüğü problemlerden yola çıkarak bekar olmanın sultanlık olduğunu düşünen bu kişi hayatına birini almakla birlikte gelen ‘çift olma’ davranışlarını mevcut düzeninin kötülemesi olarak görür. Bu önyargı ile sultanlar gibi bekar hayatına devam eder. Hayatını birisi ile paylaşma düşüncesine kendini kapatır.

Kayıptan Kaçınma Önyargısı:

Beklenti teorisinin önemli bir parçası olan kayıptan kaçınma önyargısı der ki, kaybetmenin verdiği acı, kazanmanın verdiği sevince kıyasla iki kat daha güçlüdür. Yani 5 TL’yi kaybetmek, 5TL’yi kazanmaktan daha kötü gelir psikolojik olarak insana. Bu da bireylerin risk alarak yeni fırsatlar kovalamak yerine ellerindekini koruma güdüsü ile hareket etmesinin önünde yatan sebeplerden bir tanesidir.

Bu önyargıyı günlük hayatımıza uygulamak konusunda şöyle bir örnekten faydalanabiliriz. Hoşlandığınız ve buluşmaya davet etmek istediğiniz bir kişi var diyelim. Fakat nasıl cevap vereceğini bilmiyorsunuz ve korkuyorsunuz. Özgüveninizi ve kendinize olan inancınızı yitirmenin korkusu, hoşlandığınız kişiyi kazanmanın vereceği sevinçten daha ağır basıyor ve aksiyon almıyorsunuz.

Donatım Etkisi:

Bu önyargıya göre sahip olduğumuz bir şey, sahip olmadığımız bir şeyden çok daha değerlidir. Duygusal önyargılar sınıfına giren donatım etkisinde aşinalık, emek ve tanınırlık gibi sebepler yüzünden elden çıkarmamız halinde daha çok kazanç elde edebileceğimiz bir şeye sadece bilindik olduğu için tutunuruz. Sahip olduğumuz her ne ise, bize zarar vermeye devam etse bile, gelecekte bir noktada işlerin terse döneceğine ve sonunda iyi olacağına inanırız.

Bu önyargıya verebileceğim en iyi örnek, ilişkisinde mutlu olmadığı halde alışkanlıkları, aşina olduğu düzeni ve verdiği zaman ve emeği boşa gitmesin diye ilişkisini sürdüren kişiler. İlişkinin bugünkü durumuna geçmişte yaşananlardan bağımsız ve objektif olarak bakan biri için bazı ilişkilerin bir kayıp olduğunu görmek zor olmayabilir. Fakat bu önyargıdan dolayı kişi ilişkinin bitimini ‘başarısızlık’ olarak görür ve bu nedenle kaybetmek istemez, verdiği emeğin ve zamanın karşılığını elbet bir gün alacağına inanır. Aynı şekilde bir ilişkiye sahip olmanın, sahip olmadığı özgürlük ve diğer olasılıklardan daha değerli olduğunu düşünen kişiler donatım etkisine harika örnek teşkil ederler.

Doğru Kararı Aldığınızı Bilmek

Yazının başında size doğru kararlar verdiğimizden nasıl emin oluruz diye sormuştum. Şimdi sizden bu önyargılar üzerinde tek tek biraz kafa yormanızı ve her birine kendi ilişki hayatınızdan örnekler bulmanızı rica ediyorum. Bu egzersizle sizin için arzuladığım kazanç farkındalık. Aldığımız kararların bazılarının altında bu önyargıları görebilirsek eğer kendimiz için doğru olanı yapmaya bir adım daha yaklaşmış oluruz. Bu, sorumuzun aklımızla düşünerek cevaplayabileceğimiz kısmı. Diğer bir kısmı da hislerimizin bize ne söylediği.  

Bir kararın doğru olduğunu düşünmekle doğru olduğunu hissetmek, ‘bilmenin’ iki farklı yoludur. Düşünerek işin içinden çıkamadığınız durumlarda, derindeki iç sesinize odaklanın. Sizin için en doğru olan cevabı aslında biliyorsunuz ve bütün korkuları, endişeleri, önyargıları bir kenara bırakıp, kendinize sorduğunuzda en doğru cevabı zaten alacaksınız.

Hepinize gelişim ve sorgulama dolu bir hafta diliyorum.

Kendinize iyi davranın.

Cansın Ersöz

Cansın Ersöz

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Cansın Ersöz

Temmuz 16, 2019

Cansın Ersöz

Haziran 6, 2019

Duygu Merzifonluoglu

Haziran 2, 2019