İki harf, çok anlam: PR

Pınar Kın yazdı: ”Samimi ol. Neysen o olmak ve temsil ettiğin değeri de aynı şekilde yansıtmak, hikayeni güçlendirir.”

“Filanca marka mı, aaa evet, ben de duydum!”

İşte size bir PR insanının duymaktan en hoşlandığı cümlelerden biri. Altında merak vardır, ilgi vardır, soru işareti vardır ama en önemlisi, o konuşulan “işin içinde parmağı olmanın” verdiği dayanılmaz hazdır bu cümledeki satır arası mutluluk… 

PR, bir anlamıyla da ilişki yönetimi demekse; insanlığın tüketim alışkanlıklarının her geçen saniye farkında bile olmadan hızlandığı ve “daha” üzerine kurulu olduğu bir sistemde, çok yönlü ve sağlıklı iletişim kurmak için PR insanları neler yapmalı, nasıl düşünmeli ve PR’cılardan neler beklemeli?

Toplantı değil hayal masası

İlişki, en tekil haliyle önce kendimizle başlar; kendimizi gördüğümüz biçim, algımızı ve dünyamızı şekillendirir. İşte bu algının her an daha fazla elementten etkilendiği bu yeni dünya düzeninde, fikirleriniz ve hayallerinizle yarattığınız marka nasıl şekillenmeli, nasıl bir karakteri olmalı ve insanlar onun hakkında ne düşünmeli ve daha önemlisi hissetmeli?

Bu sorularla yola çıkarken cevap aramaya; toplantı masalarında büyük cümleler değilse bile, bunu hayallerimizde yapmaya heyecan duymalı… Ancak o zaman yarattığı algı büyük olacaktır çünkü hikâyenin.

İletişimin ilk kuralı

Kendimize duyduğumuz heyecan ve sevgiyi önce herkese sonra da işimize duyarsak, yönetmek istediğimiz algı da o kadar kendiliğinden ve sağlıklı biçimde şekillenir.

Farkında mısınız; materyal dünyanın büyüme hızının tam aksine, aldığı alkış her geçen gün azalıyor. Hepimiz ‘daha’ demeye başladık. Lakin bu ‘daha’, alışageldiğimiz gibi dışarıya değil, içeriye yöneliyor. Çünkü görmeye başlıyoruz ki ancak aynada kendi gözlerimizin içine bakabiliyorsak, sadece o zaman yarattığımız markaya da aynı oranda sahip çıkar ve inanırız. O zaman anlattığımız hikayeler, marka olmaktan öteye geçip ete kemiğe bürünür. Sevgi ya da yargı unsuru olur. 

İletişimde başarılı olmanın değişmeyen ilk kuralı: Samimi ol. 

Neysen o olmak ve temsil ettiğin değeri de aynı şekilde yansıtmak, hikayeni güçlendirir. Hikayen güçlenirse hayallerin, hayallerinle birlikte değerlerin evrilir, içten gelen bir mutlulukla şekillenir. Bu da dinleyene, okuyana, konuşana yansır. Hissettirir, düşündürür, üzerine konuşturur. 

Her şeyin başı…

Denge, bugün hepimizin anahtar kelimesi olduysa, iletişimde de dengenin ve samimiyetin önemini hızına yetişemediğimiz bu çağda kim yadsıyabilir? (Belki zaten tam da yetişmeye çalışmamalı…)

Biraz soru aslında biraz cevap; biraz düşünce de biraz hayal demek…

Hepimize hayalleri bol, çalıştığını değil hayatını yaşadığını hissettiren bir kariyer ve bunun da günün sonunda sadece bir sıfat ya da yol arkadaşı olduğunu unutturmayacak hayatlar dileğiyle…

Pınar Kın | PR Consultant

Kolektif House Ekibi

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Kolektif House Ekibi

Aralık 27, 2017

Kolektif House Ekibi

Aralık 8, 2017