İçinizdeki ‘Influencer’a zamanında dur deyin!

Şölen Yücel soruyor: ”Sosyal medya şöhretleri, sorumlulukları almaya hazır mı?”

Birkaç gündür, Facebook’taki zaman tünelime bir e-kitap reklamı düşüp duruyor. “How to kill as an Influencer” başlığını taşıyan bu kitap, blogsphere’da ortalama sayılabilecek bir takipçi sayısına sahip, bir yaşam tarzı blogger’ı tarafından kaleme alınmış. Merak edip, tıkladığımda bölüm açıklamaları olarak şöyle bilgiler mevcut:

BİRİNCİ ADIM: BİR “NİŞ” BELİRLEYİN

İKİNCİ ADIM: MARKA KONUMLANDIRMANIZI GELİŞTİRİN

ÜÇÜNCÜ ADIM: AKTİF OLARAK TANITIM VE SATIŞ YAPIN

Buraya kadar bir şey yok. Ben de ticarete atılacak, örneğin bir restoran açacak olsam bire bir bu adımları takip ederim. Zira, pazarlama 101 bunu gerektirir.

Fakat işler, bir yerden sonra tuhaflaşmaya başlayınca ilgimi çekti. 

0’dan 1000 takipçiye, 1000’den 10000’e, 10.000’den 50.000 takipçiye çıkmanın 7 farklı yöntemi. 

Kendinizden şüphe etmeyi ve korkularınızı nasıl aşarsınız? Sürekliliği olan özgüven oluşturmak için basit bir “trick” (Bu uzun vadede kârlı bir blog yaratmanın ve istediğiniz hayatı sürmenin gizli şifresidir.)

Blog yazmanız için iyi bir yazar olmanıza gerek yok. Popüler post’lar yaratmak için yaratıcılık gerekli değil. Her post’ta işe yarayan 3 aşamalı formül.

Biraz bıyık altından gülümseyerek linke tıkladım ve yazdığı kitapla başarı garantisi vadeden blogger’ın diğer yazılarını incelemeye başladım.

Blogger’ın ‘başarı’ sırrı

Sayfalar arasında dolaşırken “Hayalinizdeki hayatı yaratmanın sırrı” başlıklı bölüme denk geldim. Yazıda, kendisinin blogger olarak bu kadar başarılı olmasının sırrını beynindeki Alfa dalgalarını düzenlemek olarak açıklamış. Önceleri kaygıları, korkuları varmış ama bu sistemle hepsini aşmış.  Biraz daha okuduğunuzda bu Alfa düzenlemesinin ne kadar mükemmel ve etkili bir yöntem olduğundan bahsetmiş. Daha sonra bu işi yapan firmayı ve onların 5 seanslık paketini tanıtmış. Fiyatı 950 dolar. Başarısının sırrı bu. Bu terapiyle, önümüzde hiçbir engel duramazmış.

İnsanlara, hayatlarını değiştirebilmeleri için ilham vermek başka, para karşılığı yazıldığı çok belli olan bir yazıyla 950 dolarlık paket satmaya çalışmak bambaşka.

Olmayan restoranın zirve yapması

Geçenlerde Tripadvisor’da Londra’nın bir numaralı restoranı haline gelen The Shed at Dulwich’in hikayesini izlemiştim. Vice muhabiri Oobah Butler yalnızca sahte yorumlarla, Dulwich’deki evini 16 bin küsur restoran arasından bir numaraya çıkarmayı başardı. Restoranın sitesindeki yemek fotoğraflarını nasıl çektiğini, tuvalet temizleyicinin üzerine sos dökerek fotoğrafladığını gösterirken kahkahalarıma engel olamadım. Gün gün, sosyal deneyini kaydeden Butler, 6 ay boyunca rezervasyon için her arayana dolu olduklarını söylerken, restoranı bir arzu nesnesine çeviriyordu. Sonunda restoran öyle bir efsane oldu ki, ‘Oobah Butler the Shed at Dulwich’in artık var olmadığını söylediğinde, bütün televizyon programları röportaj için peşine düştüler.

Bu ‘kandırmaca’ (veya sosyal deney) geldiğimiz noktayı en iyi açıklayan örneklerden bir tanesi.

Önemli olan gerçek kimlik

Böyle bir düzende, “Influencer” artık ismini ne kadar hak ediyor, etkisinin ne kadarını yalnızca geçimini sağlamak için kullanıyor, ne kadarını küçük de olsa bir fark yaratmak için orası meçhul. 

Hemen herkesin ‘kolay para’ olarak gördüğü bu yeni iş kolunda, bu kadar çok influencer adayının olması, kıran kırana bir rekabet ortamının doğmasına neden oluyor. Benim de aklıma şu soru takılıyor: Influencer’ın takipçi kitlesine karşı bir sorumluluğu var mı, yoksa sırf karşı taraf ona para ödüyor diye insanlara dünyanın en berbat restoranını tavsiye edebilir mi? Uzun vadede bu onun güvenilirliğinden kaybettirmez mi? Ya da uzun vade, bu işi yapanların ne kadar umurlarında? 

Buradan tüm Influencer’lara ve Influencer olmak isteyen arkadaşlara küçük bir egzersiz sorusu: Kendinizi markaya dönüştürmek için bu kadar çok çabalarken geriye gerçek kimliğinizden ne kalacak?  Sanırım bunu her zaman hesaba katmalı.

Şölen Yücel | Gezgin

Kolektif House Ekibi

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Cansın Ersöz

Aralık 4, 2018