Hem dijital hem göçebe aslında ne kadar rahat?

Farklı ülkeden ülkesindeki işlerini yürütenlerin yaşam fotoğrafı, dışarıdan/Instagram’dan gözüktüğü kadar şahane ve kusursuz mu?

Digital Nomad yani Dijital Göçebe kavramı, son yıllarda tüm dünyada yükselen bir trend. 9 – 6 arası, plazalarda hayatını geçirmek istemeyen ve yetenekleri buna müsaade eden bir grup insan, canı istediği ülkeden çalışıp, para kazanıyor. Yazılım ve uygulama geliştiriciler, tasarımcılar, yazarlar, danışmanlar artık tek bir şehre hatta ülkeye kısılıp kalmak istemiyorlar. İster Tayland’dan ister Peru’dan kendi ülkelerine veya başka ülkelerdeki müşterilerine iş üretiyorlar. Fotoğraf, dışarıdan/Instagram’dan gözüktüğü kadar şahane ve kusursuz mu?

Baştan itiraf etmeli: Her ne kadar çok havalıymış gibi görünse de aslında elinizde sizi geçindirecek hazır bir müşteri portföyünüz yoksa, insanın bütün güvenlik korkularını açığa çıkaran bir iş. Üstüne, çoğu zaman ofisteymişsiniz gibi çalışmaya devam etmeniz gerekiyor. Tabii ki çalışma saatleri esnek ve dünyanın dilediğiniz yerindesiniz ama eğer para kazanma kaygınız ön plandaysa, gerçekten pek fark etmiyor. Tayland’dan çalışıp, denize giremeyen adam tanıyorum.  Yine de bütün zorluklarına rağmen, oldukça cazip bir yaşam tarzı. Eğer kendi ülkenizin ederi üzerinden kazanıp, daha ucuz bir ülkede kalıyorsanız, yaşam kaliteniz yükseliyor her şeyden önce.

Genellikle turist vizesiyle seyahat edildiği için, herhangi bir yerde kalıcı değilsiniz. Ayda bir ülke değiştiren göçebeler var. Sizi turist veya gezgin sıfatından ayrılan noktaysa genellikle kendinize interneti iyi bir ev tutup, lokal hayatın göbeğine karışmanız. Para kazandığınız sürece güzel ve belki bir süre sonra yorucu bir hayat biçimi.

Dert bir: Sağlık sigortası

Yaklaşık 3 aydır Bali’nin Ubud kasabasında yaşıyorum. Burayı seçmemin en büyük nedeni, inanılmaz zengin bir kültürel altyapısı olmasına rağmen, alıştığımız konforların bulunması. Hiçbir zaman gitmeyecek olsam bile, kasabada bir Starbucks dükkanının olması insana rahat, tanıdık gelen bir duygu. Canım pizza yemek isterse, İtalyan bir ‘expat’ın açtığı restorana gidebilirim. 10 aylık Asya gezimin çoğunda pirinç yemekten fenalık geçirmiş biri olarak, bu tarz küçük lüksler artık benim için önemli.

Uzun müddet yurt dışında kaldığınızda, kendi ülkenizin kurumlarından kaynaklanan sıkıntılar yaşamanız kaçınılmaz. Örneğin, bu kadar uzun süre kapsamı olan bir sağlık sigortası yok. Yıllık yaptırdığım sağlık sigortamın dipnotlarını okuduğumda, Türkiye’ye giriş çıkış yapmadan yalnızca 45 gün geçerli olduğunu öğrendiğimde, boşuna ödediğim paralara çok üzülmüştüm. Tabii ki sigortamı World Nomad gibi uluslararası bir kuruluştan yaptırma şansım var ancak 6 aylık sigorta için 650 Dolar gibi sağlam bir eder ödemek gerekiyor. Türkiye’de uzun dönem kapsamı olan bir seyahat ve sağlık sigortası ne yazık ki bulamadım.

Dert iki: ATM komisyonları

İkincisi yurtdışında para çekme problemi. 15 günlüğüne bir yere seyahat ettiğinizde, Euroları Dolarları koynunuza sıkıştırıp gitmenizde veya bir-iki kez ATM kullanıp, komisyon ödemenizde bir sorun yok. Ancak uzun süreli kalışlarda, komisyon oranları ciddi bir meblağ haline dönüşüyor. Her para çektiğimde ödediğim komisyonu toplasam buradan köye yol olur.

Bir yandan Avrupa yavaş yavaş göçebelere uygun hizmetler geliştirmeye başladı. N26, bizdeki Enpara sistemine çok benzeyen bir sanal banka. Bütün hizmetleri aplikasyon üzerinden alıyorsunuz ve kartınızla nereden para çekerseniz çekin, komisyon ödemiyorsunuz. N26’da bir hesap açabilmeniz için Avrupa Birliği sınırlarında bir ikametgâhınızın olması gerekiyor. Amerika’da bulunan Charles Schwab Bank ise size global olarak ücretsiz para çekme olanağı sunmakla kalmıyor, eğer para çektiğiniz yerel banka herhangi bir komisyon aldıysa, bu parayı da iade ediyor. Bu gibi örnekler giderek artarken, Türkiye’nin geriden geldiğini söylemek zor değil.

Hep baki: Yol yardımı

Bir başka örnek de bankaların güvenlik sistemi yüzünden yerel cep telefonu hattınızın her zaman yanınızda ve aktif olmak zorunda olması. Internet üzerinden uçak bileti alırken, kısa mesajla size iletilen şifreyi girmek zorundasınız. Vietnam’da telefonumu çaldırdığımda, SMS alamadığım için seyahatimin geri kalanında çok zorlanmış, uçak biletlerimi orada tanıştığım gezginlerin kredi kartlarıyla alıp onlara nakit ödemek zorunda kalmıştım. Neyse ki yolda herkes birbirine yardım ediyor ve müşkül durumda kalmıyorsunuz. On gündür tanıdığım insanlar, bana on yıllık bankamdan çok daha fazla yardımcı oldular.

Kısaca: Lokasyondan bağımsız çalışma gibi bir hedefiniz varsa, sineye çekmek zorunda kaldığınız bazı sorunlar var. Ne var ki, takip edebildiğim kadarıyla, sırt çantasıyla uzun dönem seyahat etmeye çıkanlar ülkemizde gün geçtikçe artıyor. 10 yıl önce, bir elin sayısını geçmeyen geçmezken, şimdi 20’li yaşların başındaki gençler için Interrail ile Avrupa turuna çıkmak veya çok düşük bütçeyle Asya’yı gezmek giderek sıradanlaşmaya başladı.

Yakın gelecekte, mevcut altyapının da bu yükselen trende ayak uydurmaktan başka bir çaresi kalmayacağını düşünüyor, talep eninde sonunda bir arz yaratacaktır diye umut ediyorum.

Şölen Yücel

instagram.com/solen_yucel

facebook.com/eatravels

Kolektif House Ekibi

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Kolektif House Ekibi

Aralık 27, 2017

Kolektif House Ekibi

Aralık 8, 2017