Girişimcilik ruhunu parlatmanın 4 yolu

”Olunmaz, doğulur” tartışmasını bırakmalı, gelişmek için her fikri dinlemeli…

1. 90 günlük özetler çıkarın

Sürekli bir adım ilerisini, birkaç hamle sonrasını düşünmek girişimciliğin özü. Aynı şekilde arada yoldan sapmak, hatta bir anda raydan fırlayabilmek de… Uzman tavsiyesi: Her 90 günde bir, az soluklanın hafif geriye yaslanın ve şu soruların yanıtlarını bir kağıda dökün: Bu işe girişmenizin asıl amacı neydi? Bu amaca ulaşmak için son 90 günde hangi adımları attınız? Ve hangi adımlar, öncelik amaç dışında atıldı? Belli aralıklarla – ki en ideali 90 gün – çıkış noktanızı kendinize hatırlatmak, hasar raporu ve kat edilen mesafeyi hesaplamak için zaman ayırın. Bu yöntem, bir heves ilk aşamayı tamamlamadan sonraki aşamalara atlayıp iyice dağılma/bölünme ihtimalinizi engeller.

2. Toplantısız bir iş günü yaratın

Günlük ve haftalık akışla, yetiştirmeniz gereken aciliyeti olan planlarla o kadar meşgulsünüz ki az ilerisini düşünmeye, çalışmaya asla vakit olmuyor. Uzun vade planlarına her zaman, her hafta vakit yaratmalı; bunun için haftanın bir iş gününe toplantı koymamalı. Bu fikri Facebook’tan alarak uygulamaya başlayan Asana CEO’su Dustin Moskovitz, “Bu karar ekibin üretkenliğini de arttırdı. Zamanı daha verimli kullanmaya başladılar. O gün hiç bir toplantının olmadığını bilerek işe geldiklerindeyse zihinleri daha açık ve temiz oluyor; yeni fikirlere daha yakın durabiliyorlar.”

3. “Kolektife güce” inanın!

Deneyimli girişimci uyarısı, bir Sujan Patel tavsiyesi: “Her şey siz yapamazsınız. Tamam, girişiminiz için o kadar heyecanlı ve titizsiniz ki işin her ince noktasını en iyi sadece siz yapabilirsiniz diye düşünüyorsunuz. En büyük girişimcilik hatası da bu!” Patel’e göre çözüm basit: Yardım alın. Eşiniz ya da dostunuzdan değil konun uzmanından profesyonel destek alın. Ne kadar az şapka takarsanız girişiminiz için o kadar faydalı olursunuz.

4. Multifonksiyonellikten vazgeçin

Bilim konuşuyor: Beyniniz en fazla iki işi aynı anda yapabilmeye programlı. Fazlasında arıza çıkarıyor, hata veriyor. Konuyla ilgili Standford Üniversitesi’nde yapılan son araştırma, multifonksiyonel çalışmanın beyne fayda değil zarar sağladığını kanıtlıyor, multifonksiyonel olmak üstünlük değil zayıflık belirtisi olarak tanımlanıyor. Daha emin, daha sağlam ilerlemenin yolu işleri tek tek halletmekten geçiyor. Daha fazla zaman alsa bile…

[Editör notu: Makale, Inc., Forbes ve Enterpreuner dergilerinin arşivlerinden yararlanarak derlenmiştir. Daha fazla okuma için: www.forbes.comwww.entrepreneur.comwww.inc.com]

Kolektif House Ekibi

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Deniz Şenliler

Eylül 10, 2018

Yiğit Tuna

Eylül 4, 2018