Ertuğrul Özkök: Kafanızın içinde manevi gettolar yaratmanın nimetleri

Hepimizin kendine has bir hikayesi var. Önemli olan bunu keşfetmek, sahip çıkmak, her şeye rağmen korumak.

Çok ünlü bir sanat koleksiyoneri, çağdaş bir İtalyan ressamından resmini yapmasını rica istiyor. “Ben portre yapmam” dese de sonra adam bir şekilde ikna ediyor onu. Tuvali önüne koyduktan sonra adam telefon görüşmesi yapıyor, sigara içiyor, bir türlü gelip başlamıyor. Öteki adam da bekliyor çizime başlasın diye. En sonunda eline fırçasını alıp tam ortaya bir tane nokta koyuyor. “Al portren bu” diyor sonra da. “10 bin metreden böyle görünüyorsun.” Meşhur İtalyan şef Massimo Bottura, “Bu cümle benim kafamdaki Pandora’nın kutusunun açılması oldu” diyerek anlatmıştı bana bu hikayeyi. Bütün bu egolar, bize atfedilen şeyler… Hepimiz sonunda 10 bin metreden bakınca bir nokta kadarız. Böyle baktığın zaman ortaya başka bir şey çıkıyor. Dünyada binlerce nokta var ama, o noktalar arasında fark edilmenin yolları da var. O fark edilmenin yollarını düşünmeye başladığımız zaman, yaratıcı tarafımız devreye giriyor. Massimo Bottura diyor ki: “Ben bunu okuduktan sonra, artık tagliatelle, benim için modern sanatla sürekli bir diyaloğun bir parçası haline geldi.”


Sokağa çıkmak, tiyatroya gitmek, sinemaya gitmek kadar aynı zamanda bu kafamızın içindeki gettoları da iyi inşa etmek de son derece mühim.

Bugünün Türkiye’sinde kolay değil tabii bunlar. Anladım ki, geldiğimiz noktada gettolara ihtiyacımız var. Bizi kurtaracak olan, bu dönemi geçici görüp bu dönemde bizi yaşatacak gettoları kurabilmek. Dünya tarihine baktığın zaman, bir toplumun varlığını sürdürebilmenin yollarından bir tanesinin savaşmak olduğunu görürsün. Savaşın riski var, ucunda yok olma tehlikesi var. İkincisi de Kapadokya’da gördüğümüz gibi fareler misali gettolara girerek orada yaşamaya çalışmak. Bu manevi gettoları ben kendime yaratmaya başladım. Müzik paylaşım siteleriyle, kitaplarla, kendim gibi arkadaşlarımla… Biraz kendini aldatmak gibi gelebilir ama yine de hayatta kalmanın, ayakta durmanın en önemli psikolojik araçlarından biri olarak görüyorum bunu. O yüzden sokağa çıkmak, tiyatroya gitmek, sinemaya gitmek kadar aynı zamanda bu kafamızın içindeki gettoları da iyi inşa etmek de son derece mühim.

Şunu unutmayalım ki ancak sabit fikirlerimizi, yerleşik fikirlerimizi, geçmişteki bilgilerimizi öldürerek ancak yeni bir şey inşa edebiliriz. Hepimiz birer şefiz aslında. Hepimizin kendine has bir hikayesi var. Önemli olan bunu keşfetmek, sahip çıkmak, her şeye rağmen korumak ve heyecanla anlatmak.

Ertuğrul Özkök | Gazeteci

*Ertuğrul Özkök’ün 3 Ocak 2017 tarihli ‘Kolektif Talk Show’ konuşmalarından derlenmiş, editlenmiş; bazı cümleleri açıklık getirmek adına düzeltilmiştir.

Kolektif House Ekibi

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Cansın Ersöz

Aralık 4, 2018