Erdil Yaşaroğlu: Özgür ol ve istediğin kadar saçmala. Yeni bir fikir, düşünce anca böyle çıkar

Yeni bir şey söylemek için önce sana tüm dayatılan bilgileri yıkman gerekiyor.

Bana soruyorlar ne iş yapıyorsun diye. 30 senedir boş boş gezdiğimi söylüyorum. Yaklaşık 28-29 yıl önce karikatüre başladım ve bana hayatım boyunca hiç çalışıyormuşum gibi gelmedi. İnsan sevdiği işi yapınca böyle oluyor. Kimse para vermese, hiç para kazanmasam bile ben aynı şeyi yapardım zaten. 

Çizgiyle başlıyor her şey. Doğamızda var, yazıdan önce çizmeyi öğreniyoruz. İlk çizgi okumayı öğreniyoruz, çizgiyle derdimizi anlatmaya başlıyoruz.

Benim için de durum aynıydı. Çizgi ‘kariyerim’ anaokulunda, önüme kağıt ve boya kalem koyulmasıyla başladı. Sonra evini, anne babanı çizerek kendini ifade etmeye başlıyorsun. Okuyamazken çizgi romanlara merak sardım. Okuyamazdım, annem babam okurdu bana balonlarını, onlar anlatırdı. Zamanla hem çizgi okumayı, hem ‘balon’ dinlemeyi öğrendim. Balon şöyle bir şey: Çizgiyi, ifadeyi çok güçlendirdiği için, yazı yazmayı öğrendiğim andan itibaren, konuşturmaya başladım. Kurtuluş Savaşı’nı bile çizerken her şey konuşuyordu; toplar, tüfekler… Ben aslında çizgiyi bırakmayanlardanım. Çocukken hepimiz çizgiyle başlıyoruz, sonra bırakıyoruz ufak ufak.


Çok sevmek, doğuştan bir yetenek

Doğuştan yetenek diye bir şey olabilir, o benim vereceğim bir cevap değil. Fakat yüzde yüz yetenekle doğmak diye bir şey yok, o kesin. Ne kadar yeteneğin olursa olsun geliştirmek mutlaka gerekiyor. 

Yeteneğin yüzdesini filan bilmiyorum ama, doğuştan gelen yetenek demek bana göre çok sevmek. Ben çizmeyi çok seviyordum ve sürekli çiziyordum.

Doğduğumuz günden itibaren bir yığın bilgiye maruz kalıyoruz. Anne-baba dahil, herkes sürekli bilgi yükleyip duruyor. Yeni bir şey söylemek, üretmek için tüm bunları reddetmen gerekiyor. Karikatüre ‘tabuları yıkma sanatı’ denmesi de bu yüzden. Fikir böyle bir şey: Eskisini yıkabildiğin anda yenisini bulursun. Orada, önünde duruyorsa önüne geçemezsin; ötelemen gerekir.

Saçmalamaktan korkma

Dergide bize söylenen ilk cümle “Aklına gelen her şeyi söyle, istediğin kadar saçmala” oldu. Saçmalamayı öğrettiler bize. Çünkü saçmalayarak buluyor, yaratıyorsun. Biz, mesela, Penguen’e kapak arayışındayken saçmalamak için toplanırız. Araba karbüratörüyle alakalı bir espri, 15 dakika sonra meclisteki acayip bir duruma bağlanabilir. “Saçma şeylerle dağıtma konuyu” diye durdurmaya çalışırlar. Biz onu yapmıyoruz. Saçmalamak çok güzel bir süreç çünkü. Konu dağılabilir, herkesin aklına bambaşka şeyler gelebilir. Normal. Sonuçta onlar üst üste geldiği zaman iyi sonuçlar elde edebiliyorsun. 

Saçmalamaktan korkma. Çocuklara yönelik hazırladığımız dergi ‘Süper Penguen’in tek mottosu var:

Çocukların saçmalama özgürlüğünü geri verin!

Çünkü, başka şekilde öğrenilmez hayat. Yeni fikirler, düşünceler anca iyice saçmaladıktan sonra çıkar. İstediğin kadar saçmala. Sınırsızca. Özgürce.

Erdil Yaşaroğlu | Karikatürist

Kolektif House Ekibi

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...