E-mail bağımlılığıyla nasıl başa çıkılır?

Dikkat: Sebebini anlayamadığını iç huzursuzluğun, endişenin nedeni e-mail kutunuzda saklı olabilir.

E-mail bombardımanı, iş yerinizdeki (eviniz, yatağınız ya da paylaşımlı ofisiniz, her nereden çalışıyorsanız) en azılı, gizli, sinsi düşmanınız. Tanışın, yüzleşin, kabullenin. Karakter itibariyle politik olarak doğru konuşmak için her saniye kıvranan, dışarıdan dünya cicisi görünümlü, içeriden enerji vampiri kılıklı o iş arkadaşınızdan hiç farkı yok. Yanlış anlaşılmamak adına uzun uzun, saatlerce, her ince detay hakkında konuşabilir; işi şipşak bitirmekten çok işi yapıyormuş gibi gözükmeye bayılır, sürecin uzaması için elinden geleni yapar. 

‘E-mail’ kutusu dediğin, işeri hızlı ve tıkır tıkır çözmemize yarıyormuş gibi gözükmesine rağmen özünde yaratıcılığı öldüren, dikkatimizi dağıtan, endişe ve kaygı sebebi bir ‘kutu’ artık. Üstüne: Bağımlılık yaratıyor, tüm mesaiyi kendi etrafında döndürüyor.

Neden e-mail kutularına bu kadar bağlıyız? Sürekli kontrol etmeden duramamanın, gelen maili olabildiği kadar hızlı yanıtlamaya çalışmanın, okunmamış postalar kutusunda rakamdan duyulan rahatsızlığın nedeni ne?

Söz konusu durumla ilgili derin araştırmalar, analizler yapmış Jocelyn K. Glei, ‘e-mail’ konusunda uzman bir yazar. Dikkatin hiç olmadığı kadar kolay dağılabildiği bir çağda ‘her engele rağmen nasıl daha üretken olunur’a dair kafa yoruyor, araştırmalar yapıyor, makaleler yazıyor, son kitabı ‘Unsubscribe: How to Kill E-Mail Anxiety, Avoid Distractions, and Get Real Work Done’ ile tam da bu konuya aydınlık getiriyor.

Her şeyin sebebi: Takdir, beğeni, ödül

Glei, kitabında bağımlılık haline dönüşen bu alışkanlığı basit bir davranış biçimi bozukluğuyla açıklanıyor: “Random Rewards” Yani: Rastgele gelen ödül. 

Her mail kontrolünde, aslında gizli olarak aranan/kontrol edilen şey, küçük bir sürpriz, tatlı bir gelişme. Bu, işle ilgili karşı taraftan heyecanla beklediğiniz ‘olumlu’ bir dönüş de olabilir; hiç yokken çıkan bir fırsat ya da beklenmedik, motive edici, dostane bir yorum da…

Her ‘yenile’ tuşuna basmak ya da mail gelmiş mi diye telefona göz ucuyla bakmak, aslında, gizliden gizliye bir tür ‘ödül’ beklentisi. ‘Rastgele’ kısmı ne zaman, ne çıkacağını bilmemekten geliyor. Ters de tepebilir, müşteriden şikayetler, patrondan dırdırlar arka arkaya yağabilir.

Mail kontrolü yapılırken baskın olan hissin, kumar makinesi başında, kolu indirip beklemekle bir tutulmasının tam olarak sebebi de bu. Ah, o heyecan, o adrenalin… 

Rakam meselesine gelince…

Mail kutusunu temizlemiş olmanın verdiği huzur ve rahatlık, tarif edilemez. Kabul. Glei’nin mezvuuyla ilgili küçük bir uzman notu var, iliştirelim: “Mail kutusunu sürekli temiz tutmaya çalışmak, yer çekimiyle savaşmak kadar yersiz artık. Sonu yok. Sıfırladınız ve mailleri kapadınız diyelim. İki dakika uzaklaşın, iki mail daha düşecek. O zaman ne yapacaksınız? Hayatınızın her alanında olduğu gibi bazı e-maillerin de önceliği olmalı; bazıları anında yanıtı hak ederken bazıları belki de birkaç gün beklemeli. Her e-maili koşulsuz, anında yanıtlamak hayattaki ‘öncelik’ duygunuzu çürütür, hayatınızı kontrolü sizin elinizden çıkmış olur.”

Yani: Önceliklerini belirle. Ve mutlu olmak, başarmış hissetmek için başkalarından gelecek ‘rastgele ödül’e muhtaç duymak. Aradığın ‘ödül’ mail kutunda değil, senin içinde gizli.

Konuyla ilgili daha geniş bir okuma için: “Unsubscribe: How to Kill E-Mail Anxiety, Avoid Distractions, and Get Real Work Done”

Ali Tufan Koç 

Kolektif House Ekibi

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...