Can Bonomo: Kendini sınırlandırmanın bir anlamı yok.

Sanatın bütün dalları, üretmenin çoğu kolları iç içe.

Hiç bilmiyordum müzisyen olacağımı. Evet, enstrüman çalmayı biliyordum (küçük yaşta elime gitar vermişlerdi) ama o kadar. Gitarımı 13-14 yaşına kadar geliştirdim, sonra bıraktım. Arkadaş ortamlarında ‘Akdeniz Akşamları’nı çalmakla sınırlı kaldı. Bir zaman sonra çok sıkıldım, çünkü çok çalışmak gerekiyordu ve müzik başka hiçbir şeye zaman bırakmıyordu. Ben de bilgisayar oyunları çok severdim. İnternet kafeye gidip oyun oynamak, pizza yemek daha cazip geldi!

Zamanla şunu fark ettim: 

Hayatta ne yapmam gerektiğinden tam olarak emin değildim ama sanat yapmam gerektiğini biliyordum. Sanat yapmazsam ya dolandırıcı olurdum, ya da kanun kaçakçısı… 

Hangisinin önce başladığını çıkarmak zor. Şiiri hep çok sevdim, annem de severdi. Şairlik kendi kendinize verebileceğimiz bir unvan değil; ikinci şiir kitabımı yazdım, hâlâ ‘şairim’ demeye dilim dönmüyor. İnsanlar sana şair demeli, eğer şair olmak istiyorsanız. O zamanlar şair olamam herhalde diye düşünerek, bari metin yazarı olayım dedim; en azından para kazanabileyim diye. Baktım, ‘reklamcılık’ okumama ‘Türkçe-Matematik’/ ‘Sosyal’ vs. ayırımı izin vermiyor; ben de “Bari ben sinema okuyayım” dedim. Belki senaryo yazarım! Türk eğitim sistemi!

Çok sevdim sinemayı; uzun süre sinemayla ilgili çalışmalarım oldu. Bu süreç içerisinde bir yandan üniversitede kurduğum deneysel müzik grubu da vaktimi alıyordu. Deneysel müzik grubu şu demek: Grup elemanlarından en az üçü enstrüman çalmayı bilmiyor ve sadece evde konser veriyorsun. Grupta hem çalıyor, hem vokallik yapıyordum. Kendi bestelerimi yapmaya başladım. Bir yandan da durmadan şiir yazıyordum, hiç bırakmadım şiiri. Dizi-reklam işleri derken, yazıp kenara attığım şarkılar birikti; Asıl milat, “Burada bir albüm oldu galiba ve aslında hepsini paylaşabilirim insanlarla” diye düşünmem oldu.

Kendini sınırlamanın bir anlamı yok

Sanatın bütün dalları iç içe hemen hemen. Bana ne yapıyorsun dedikleri zaman, her şeyden önce lirik yazarıyım derim. Müzisyenlik de demem, şiir yazarı da demem, resim çizmeme sergi açmama rağmen ressamım da diyemem. Bunlar birbirleriyle çok paralel, iç içe şeyler…

Resim yapabilmek, önceden sadece poster ve albüm kapakları tasarlamak için kullandığım bir yetenekti. Kendi şiir kitaplarımın kapaklarını filan çiziyor, arada logo işleri yapıyordum. ‘Bulunmam Gerek’ albümünü yazdığım dönemdi. Albüm yazmak çok çetrefilli bir iş; kafam rahatlasın diye resim çizmeye başladım.

Kendim için yaptığım resimlerimi gören arkadaşlarım “Sen böyle şeyler çizebiliyorsan eğer, sana neden logo yaptırıyorlar, tablo yapsana” diye uyarınca bakışım değişti. Aklıma da yattı, resim yapmak beni çok dinlendiriyordu çünkü. Bir noktadan sonra, o dönemki ev arkadaşım Ferhat’ın “Bu tablolar ne zaman gidecek? Salonda yürünemiyor” demesiyle iş değişti. Sade Kolektif diye bir şirketle tanışmam; onların “Biz alalım tabloları, Marmara Pera’da sergi yapalım” demeleri derken kendimi telefonda babamı sergime davet ederken buldum!

Evet, insan yetkin olduğu dalda da üretmeli. Fakat şunu da unutmamalı: Sanatın bütün dalları, üretmenin çoğu kolları iç içe.

Can Bonomo | Müzisyen & Şair


Kolektif House Ekibi

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Cansın Ersöz

Aralık 4, 2018